Artık hepimiz şirketlerin hedefiyiz. İnsan olarak tanımlanmak yerine şirket
raporlarında "hedef kitle" olarak kayda geçiyoruz.
Bugün sömürü çarkını ayakta tutan en
önemli şeylerden biri tüketim kültürüdür.
Bu çakma kültür, şirket-iktidarların insanlığa ve
doğaya yönelttiği en ciddi
ve en kapsamlı saldırıdır.
İnsan var oluşunu yozlaştıran ve dini-imanı paraya
çeviren tüketim kültürü aynı zamanda yeryüzünün bütün kaynaklarının da
dizginsizce yok edilmesine
sebep oluyor.
İktidarlar bizi her şeyin parayla ölçülebileceğine inandırmaya çalışıyorlar.
Reklâm endüstrisi yalnızca bu amaçla var. Her gün biraz daha reklâmlara
endeksli yaşamaya başladık.
"Tüket!"
dediklerini tüketiyoruz. Ve tüketmek
için "para" kazanıyoruz. Daha çok köleleşiyoruz. Para kazanırken taksit
taksit hayatlarımızı kaybediyoruz.
İnsan ruhunu özgür kılan özgürlük duygusundan ise gittikçe uzaklaşıyoruz.
Sahip olarak ve tüketerek mutlu olacağımızı düşünüyoruz.
Sahip olduklarımız bize
sahip oluyor.
Oysa tüketim kültürü, tükettikçe tükenen ruhlarımızın kaybolup gittiği
bir tükeniş çıkmazıdır.
İnsanı özgür kılacak olan ise karşılıklı yardımlaşma ve hem doğayla
hem de diğer canlılarla uyumlu bir hayatı örmektir.
Hayal Etmek Özgürleştirir
Kampanya çıkartma ve afişleri duvarları süslemeye başladı. Edinmek isteyen arkadaşlar bize ulaşabilirler.