Bugün dünya üzerinde 441 faal nükleer santral var. Bunlara eklenmek
üzere olan 100 tanesi de henüz inşa halinde.
Gözü dönmüş ve alacağı aslan payının hayaliyle ağzı sulanan nükleer
lobisi şimdi de gözünü topraklarımıza dikmiş durumda. Başta Mersin-Akkuyu
ve Sinop olmak üzere üç nükleer santral ihalesi gündemde.
Aslında nükleere de radyasyona da pek yabancı değiliz. 1986 yılında
Çernobil nükleer santralinde yaşanan kaza Karadeniz'in tamamını bir
kanser diyarına çevirmeye yetti.
Çernobil'in sonuçları korkunçtu.
Yaklaşık 30 bin insan doğrudan öldü. 2,5 milyon ise sakatlandı ya da
çeşitli hastalıklara yakalandı.
Bugün Ukrayna'da doğan 5 çocuktan 4'ü
ya özürlü doğuyor ya da kanserli.
Nükleer santraller enerji ihtiyacı yalanının üstüne kurulmaya çalışılıyor.
Oysa enerjiye ihtiyacı olanlar bizler değil, küresel sömürü çarkının sahibi
olan şirketler ve onların emir eri iktidarlardır.
Bir yerde nükleer santral varsa nükleer silah da üretiliyor demektir ve
aşikârdır ki, nükleer silahlara sahip olmak tüm iktidarların en tutkulu
hayalidir.
Hayatın düşmanı ve yaşayan tüm canlı varlıkların varlığını
tehdit eden bir silah gücüne sahip olmak
istemekse tam da iktidarların
ve devletlerin işidir.
Nükleere karşı hayatı savunmak, insanın varlığını borçlu olduğu doğaya
ve bizzat kendi varlığına karşı sorumluluğudur.
"Daha fazla enerji" yalanlarına kanmıyoruz.
Ve topraklarımızda nükleer
santral de nükleer silah da istemiyoruz.
Hayal Etmek Özgürleştirir
Kampanya çıkartma ve afişleri duvarları süslemeye başladı. Edinmek isteyen arkadaşlar bize ulaşabilirler.